Perşembe, Ağustos 20, 2020

Baba Parası

Aydemir - Cemcir - Kural üçlüsü bir önceki imeceleri "Ailecek Şaşkınız" ile vasat bir işe imza atarak bir çaptan düşme emaresi göstermişlerdi. "If it ain't broke,don't fix it" hesabı yıllardır yekvücut ürettikleri için bir aşınma görülmesi normal ara ara. O yüzden yeni işlerini merakla bekliyordum, acaba benzeri kalite yoksunluğundan muzdarip mi diye. Cevap hem evet hem hayır olmuş.


Karun kadar zengin babalarının miras bıraktığı devasa kasanın şifresini çözmeye çabalayan kardeşlerin hikayesini anlatan Baba Parası ilk yarım saati itibariyle bir hayli umut verici giriyor olaya. Başat karakterlerin ne mal olduğunu eğlenceli sahneler eşliğinde öğrendiğimiz ilk perdede özellikle babanın çocuklarını topladığı sahne ve cenaze bölümlerinde gülmekten yerlere yattım diyebilirim. Fakat sonrasında olay kasanın şifre aşamasına geçince gücünden kaybetmeye başlıyor film. 

Oyuncu kadrosundaki kimi yanlış tercihler bu durumu pekiştiriyor. Normalde Devrim Yakut içinde yer aldığı her projeyi bir tık üste çıkartan bir oyuncu ama buradaki karakteri ve kendisinin karakteri canlandırış biçimi o kadar itici ki filme zarar vermiş, şunun olduğu sahneler bir geçse gitse diye bekliyorsunuz. Bir diğer isabetsiz seçim de Yağmur Tanrısevsin. Yerli pembe dizilerimizden ekmek yiyecek kadar bir oyunculuğu olabilir ama komediye hiç yeteneği yok feci sırıtıyor, özellikle etrafındaki usta kadronun içinde. Bu ikisinin açtığı yaraları Özgür Emre Yıldırım ve Derin Barut bir nebze kapatmaya çalışıyorlar. Ahmet Kural, o iğrenç tiplemeye rağmen bir kez daha komedinin itici gücü. Hakikaten neden bu karakterin böyle bir sıfata sahip olmasın ısrarcı olunmuş anlamak mümkün değil. Tüpçü Fikret'in de fiziksel olarak Kural'la ilgisi yoktu ama tiple karakter arasında bir uyum vardı en azından. Burada artık olay biraz daha güldürsek mi iğrendirsek mi arasında gidip gelen grotesk bir mizaha doğru yol almış. Neyse ki Kural'ın yeteneği sayesinde çok da zıvanadan çıkmıyor işler.


"Ailecek Şaşkınız"da Nuri Bilge Ceylan'ın kendinden hariç yegane görüntü yönetmeni Gökhan Tiryaki ile çalışmıştı Aydemir. Bu sefer yanına daha çok televizyon işleri ile bilinen Ferhat Uzundağ'ı almış. Filmin çok da şaşaalı bir görselliğe ihtiyacı olduğundan değil ya, gene de Tiryaki'nin ismini görmek filmi bir tık havalandırmıyor da değildi. 


Artık Aydemir'in sinemasına bir tazelik getirmek adında yancıları olmadan yeni denemelere girişmesi şart bence ki bir sonraki filmi "Mahalleden Arkadaşlar"da ikisi de yok diye biliyorum. Gerçi o da kendi kitabından uyarlama,orjinallik adına küçük bir adım ama gene de değişiklik iyidir. Naçizane bir lafım film da içi reklamlara. Ya arkadaş, yıllardır piyasada iyi isim yapmış, dünyanın da parasını kazanmış insanlarsınız, hepi topu 4-5 mekanda geçen, çok da maliyetli olduğunu düşünmediğim bir prodüksiyon için eşek kadar hastane logosunu filme yedirmek nedir? Tamam, yeri geldiğinde Hollywood da yapıyor bunu ama bu kadar göze batanı da çok nadirdir heralde. Yapmayın etmeyin, filmdeki karakterleriniz gibi aç gözlü olmayın.